Duyurular

MİDEYİ Mİ HÜCREYİ Mİ DOYURALIM ?

Sağlıklı kalmak ve sağlığı korumak bireysel sorumluluğumuzdur. Bunun en önemli yolu doğru beslenme ve doğru besin seçimidir. 

Beslenme, atıştırma ve midede doluluk hissetme değildir.

Beslenme, hücrelerimizin ihtiyacı olan doğru besinleri seçmektir.

O zaman şunu soralım: Yiyip içtiğimiz her şeye gıda veya besin diyebilir miyiz? Sağlıklı besinleri tercih edebiliyor muyuz? 

Raf ömrü uzadıkça, işlem gördükçe, rafine oldukça yiyecekler, kendi canlılıklarını kaybederler. Doğal halde yiyeceklerde canlılık vardır, çünkü içleri elektron doludur. İşlenmiş, raf ömrü uzun gıdaların içi ise proton dolu '' ölü '' gıdalardır.

Dışarıdan aldığımız besinler, hücrelerimizde oksijenle yakılarak enerji elde edilir. Bu enerji sayesinde tüm vücutta onarım, büyüme, üreme, bağışıklık gibi yüzlerce fonksiyon yerine getirilir. Yani canlı ve sağlıklı kalırız. Ancak hücrede enerji oluşurken birtakım artıklar(çöpler) oluşur. Bunlara serbest radikal denir. Elektronunu kaybetmiş proton yüklü atomlardır. Bunlar kaybettikleri elektronlarını karşılamak için önlerine gelen hemen herşeye saldırarak elektron çalarlar ve hücreye zarar verirler. Hücre içinde serbest radikallerin zararını önlemek için antioksidan sistemvardır. Antioksidanlar, serbest radikale eksik elektronunu kendinden veren ve böylece serbest radikallerin zararını önleyen maddelerdir. Vücutta serbest radikal-antioksidan sistem dengesi vardır. Yani sağlıklı bir vücut yaşamını sürdürmek için elzem olan enerjiyi elde ederken kaçınılmaz bir şekilde oluşan serbest radikallerden kurtulur. Nasıl mı? Vücudumuz her gün ara vermeden bu işle uğraşarak çöpleri atar. Hücre içindeki antioksidan sistem serbest radikalleri temizler. Kalanı ise hücre zarından dışarı taşınarak atılım organlarına gönderilir. Böbrekler idrarla,karaciğer safrayla, bağırsak dışkıyla, deri terle, akciğerler nefesle, lenfler lenf nodlarıyla atar, yağ dokusunda ise yağ hücresi içine hapsedilerek daha az zararlı şekilde depolanmaya çalışılır. İlerleyen yaş, kötü beslenme, kötü yaşam tarzı, alkol, sigara, radyasyon gibi dış etkenler ile vücudun antioksidan kapasitesi aşılır. Buna oksidatif stres denir. Oksidatif stres durumunda:

  • Serbest radikaller, hücre zarına zarar verirler ve hücre zarı sertleşir.
  • Hücre içinde aşırı sodyum birikir, hücre su tutar ve şişer.
  • Hücreye oksijen alımı ve karbondioksit atımı bozulur. Enerji üretimi azalır.
İşte her türlü hastalık ve yaşlanma süreci böylece başlamış olur...
Amacımız dışarıdan aldığımız serbest radikal kaynaklarını azaltmaktır. Sağlığımızı korumanın en kolay yolu budur. 
Günümüzde modern yaşamın bir sonucu olarak yiyecek seçimlerimiz ve beslenme alışkanlıklarımız vücuttaki bu sistemlerin temizlik kapasitesini kat kat aşacak kadar serbest radikal yükler. 
Öyle ise nasıl beslenelim?
  • Sebze tüketelim. Özellikle çiğ sebze tüketelim.
  • Meyve tüketelim.
  • Baklagiller tüketelim.
  • Su içelim.
  • İyi yağları tüketelim. Özellikle zeytinyağı, balık, badem, ceviz, fındık, keten tohumu tüketelim
  • Hayvansal gıda, özellikle bunların işlenmiş olanları(sucuk, sosis, salam), hazır soslar, şekerliler, asitli içecekler, kızartmalar, tatlandırıcılar, yanmış yağlar, pastalar, börekler, makarnalar, şeker, un, alkolden kaçınalım.
  • Et yerken nelere dikkat edeceğiz:
  1. Eti az yiyeceğiz, doğal beslenen küçük baş hayvanları tercih edeceğiz.
  2. Kızartma, mangal gibi yöntemleri asla kullanmayacağız.
  3. işlenmiş et tüketmeyeceğiz.
  4. Etin yanında 3 katı kadar çiğ sebze tüketeceğiz.
  5. Tavuk ve hindiyi daha fazla olarak tüketebiliriz. Birlikte yine çiğ sebze(salata) tüketeceğiz
  6. Balık diğerlerinden daha fazla tüketilebilir. Salata ile beraber tüketeceğiz.
  • Süt-peynir grubu tüketirken nelere dikkat edeceğiz:
  1. İlk tercih kefir. Sadece kefir tüketirsek diğerlerine ihtiyaç kalmaz.
  2. İkinci tercih lor peyniri. İnek-keçi-koyun-manda fark etmez.
  3. Doğal tereyağı iyi bir tercihtir.
  4. Süt-yoğurt-peynir olarak, keçi-koyun-manda ürünlerini tercih edelim.
  • Doğal yumurta yerken beyazı iyi bir protein kaynağı olduğu için rahat tüketeceğiz ama sarısını sınırlayacağız.